Yıldızlara Bakıyor Bazılarımız - Suzan Bilgen Özgün

“İnsanlar kendileriyle o kadar meşguller ki, bana baktıklarında beni değil yalnızca görmek istediklerini görüyorlar. Ama bu kadın farklı… Delici bakışlarıyla, bende saklı görüntüleri ortaya çıkarmak isteyen bir hâli var.”

Suzan Bilgen Özgün’ün süzülmüş, damıtılmış, akıcı ve tempolu bir dili var. Kısa cümleler kurarken işlevsel ayrıntıları da ustalıkla seçiyor. Bu da sözcüklerle resimler çizmesini sağlıyor. 

CEMİL KAVUKÇU

Yıldızlara Bakıyor Bazılarımız, ilk kitabıyla 2012 Orhan Kemal Öykü Ödülü’nü kazanan Suzan Bilgen Özgün’ün usulca ruhumuza sızan öykülerinden oluşuyor. Kadın, erkek, yaşlı, genç, çocuk ve hatta nesnelerin farklı bakış açıları, zaafları, özlemleri var bu satırlarda. Öykü karakterleri, bazen çok uzaklardan, bazense fark ettirmeden çok yakınımızdan bakıyorlar bize. Peki, biz nereye bakıyoruz?

 

 

Gece Uçuşu - Antoine de Saint-Exupéry

Küçük Prens’in yazarı Saint-Exupéry külliyatından ilginç bir parça, Gece Uçuşu. Roman, 1931 yılı Femina Ödülünü aldıktan sonra, 1939 yılında sinemaya uyarlandı. Sivil havacılığın kuruluş dönemi serüvenlerinden birini anlatan bu yapıt, başarılı karakter analizleri, yoğun bir dil ve şaşırtıcı bir ayrıntılandırma tekniğiyle yazılmış. Yazarının Arjantin anılarını tutkulu bir içtenlikle anlatıyor. Gökyüzünde koşuşturan uçaklara ve işine yürekten bağlı Şef Riviére’den tutun, Fabian’a kadar farklı karakterlerle ve çeşitlilik gösteren serüvenlerle merakla okuyacağınız bir roman. 

Saint-Exupéry çağımızın en büyük yazarlarından biri.Gece Uçuşu’nda en şaşırtıcı unsurlardan birisi de, Exupéry’nin kendi yaşamının sonuyla, haydi biraz ipucu verelim, benzerlik göstermesi. Kaç kişi kendi geleceğini yazdıklarıyla görebilir ki?

 

Pamplona - Jan Van Mersbergen

“Hollandalı öncü yazardan yine başarılı bir çalışma!”

Daily Mail

“Bu roman, okuyanı kesinlikle ikiye bölüyor. Keskin çizgilerle!”

Financial Times

Profesyonel bir boksör. Her şeye karşı hissettiği öfkenin, kendisini şiddet içeren davranışlara yönlendirdiği Hollanda’dan kaçıp Pamplona’ya giden bir boksör. Danny. Bunun için otostop çeker, Danny. Robertarabasını durdurur ve Danny’yi arabasına alır. Birlikte, Fransa yolculuğuna başlarlar.

Pamplona, yukarıda birkaç cümleyle  anlattığımız şu koca roman, Danny’nin bakış açısıyla ulaşır bize. Roman boyunca karşımıza çıkan duru, kısa cümleler, otobanda uzun bir yolculuğa çıkmaya benziyor. Kesik, kısa frenlerle. Bir de sayfaları büyük bir heyecanla çevirmemizi sağlayan iki gerilim noktası var: Pamplona’da neler olacak ve Danny’nin parasız ve yanına hiçbir şey almadan Hollanda’ya geri dönmesine neden olacak olay ne?

Pamplona, ister istemez, Ernest Hemingway’in Güneş de Doğar adlı romanını  kaçınılmaz biçimde çağrıştırır bize. Ama Van Mersbergen, Hemingway’ın becerikli fakat bulaşıcı olan üslubundan uzaklaşıyor. Daha çok, Hemingway’in cesur karakterlerine ait sınırlı hayatlarının parodisini yapıyor. Mesela ilk başlarda sempati duyduğumuz Danny, Pamplona’da aptalca, Hollanda’da alçakça hareketlerde bulunan bir karaktere dönüşür. Tabi ki baskı karşısında  zarafet erir gider, yok olur. Ölür.

 

Güneşli Gece - Nodar Dumbadze

Dumbadze, Gürcü edebiyatının en etkili isimlerinden, belki de en önemlisi. Ekşi’de, hakkında sadece iki entry de olsa, yaklaşık otuz yıl önce bir romanı Türk okuruna ulaşmıştı. Şimdi Dumbadze, ülkemiz okurlarıyla yeniden buluşuyor. Güneşli Gece ile. Güneşli Gece, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Tiflis’te geçen hikâyenin ana kahramanı Temo’nun yaşadıkları üzerinde nefes alıp veren bir roman. Sürgünden dönen Temo yaşamı, aşkı, âşık olduğu denizi ve güneşi en baştan tanımlamaya koyulur. Değişime uğrayan tüm kavramları. Daha önce, kendisine başka başka duygular ifade eden kavramlar bütünüyle değişmiştir. Bunlar olurken okur olarak biz, Dumbadze’nin sarsıcı kalemini, tercih ettiği metaforlarla yoğunlaşmış anlatısını hayranlıkla izliyoruz. Bu arada, hemen belirtelim kapakta tasarımcımız Sancar Dalman’ın tercih ettiği çiçekler ise romanın içinde denize düşen Ortancalar. Teşekkürler Dalman. Bu kadar güzellik içinde, ne diyelim diye çok düşünmeyelim, bu kitap “(…) uykusu olmadığı için uyumayanın, uykusu olduğu halde uyumaması gerektiği için uyumayanın da şerefine olsun. Her ikisi 
de gündüzün olmasını bekliyor. Şerefine olsun gecenin (…)” diyelim, kitabın ortasından konuşarak.
 

Sayfa :1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10