Mutlu Kent - Elvira Navarro

Yetişkinlerin dünyasında iki farklı kimliğe ait çocuk yüzü. Çin’den daha güzel bir hayat için İspanya’ya göçmüş ailenin küçük oğlu  Chi-Huei ile evsiz bir adamın sürekli gülümsemesine neden olan Sara. Bu iki çocuğun yüzü, 2010 yılında İspanya’nın en iyi genç yazarı  olarak seçilen Elvira Navarro’nun büyüleyici kaleminde masalsı birer kahramanın yüzleri gibi. Pırıl pırıl. İnsanlığından uzaklaşan toplumun baskıları, ikiyüzlülüğü, gerçeklerinin rezil birer yalan oluşu, hırslarının tuhaflıkları bu iki çocuğun gözlerinden seyrediyoruz. Yalnız çarpıcı bir ayrıntı var Mutlu Kent’te. O da Elvira Navarro cümlelerinin yapısı, noktasızlığı, nefes nefese akışı. Avangart bir tutumla nefes bu küçük roman, tamamlandığında koca bir şiire dönüşüveriyor zihinde. Küçük bir itiraf:  Mutlu Kent, içtenliği ve şıklığıyla Emil Ajar’ın Onca Yoksulluk Varken’i de hatırlattı ilk okurlarına ve eşsizliklerinden bahsedersek Mutlu Kent’in sırlarını açığa çıkarmış olmaktan çekiniyoruz.  Siz ilk sayfaları karıştırmaya başladınız, en iyisi biz şöyle diyelim kısaca: Yetişkinlerin tuhaf dünyasından sıkılan, baktıklarını çocuk gözleriyle görme berraklığına sahip olmak isteyen romanı, yetişkinlerin.

 

Benito Cereno - Herman Melville

Benito Cereno, her şeyin ortasında bir novellası, Melville’in. Klasik ve modern romanın tam ortasında.  Bu romanda işler biraz karmaşıktır, denizci düğümü gibi, başlangıçta.  Hikâye, Köle yüklü iki geminin bir koyda karşılaşmasıyla başlıyor. Adı Benito Cereno olmayan geminin kaptanı Alaso, Cereno’nun güvertesine geçer kendi gemisinden. Ziyaret amacıyla. Gemideki herkesin siyah olduğunu fark eder . Beyaz bir kaç insan arar. Bulur. Kaptanı soruşturur. Ama bir türlü ulaşamaz ona. Roman tarihindeki psikolojik betimlerin en güzel örneklerinden biri olarak gösterilen bu romanda, Kaptan Alaso en başından beri olup bitenin kendi zihninde gerçekleştiğine inanmaya başlar.  Sürpriz bir son beklemektedir kendini. Denizin tam ortasında.

 

Bırak Seni Seveyim "Mektuplar" - James Joyce

“Efendim, İngiltere ve İrlanda’da yazarlığın şimdiki koşullarını biraz aydınlatan bu mektubu yayınlamanızı isteyebilir miyim?

Altı yıl önce, Mr. Grand Richards, Londra’da yayıncı, benimle, benim yazdığım Dublinliler adlı öykü kitabını yayınlamak için sözleşme imzaladı. On ay kadar sonra bir öyküyü ve ötekilerden bazı çıkarmamı isteyen bir mektup yazdı. Söylediğine göre matbaacısı basmayı reddetmiş. Her ikisi öneriyi de reddettim ve benimle Mr. Grand Richards arasında üç aydan uzun süren yazışma başladı. Roma’da bulunduğumda, uluslar arası bir jüriye gittim. Vazgeçmemi öğütlediler. Reddettim ve elyazılarım bana geri gönderildi. Yayıncı,  yerine getirmeyip yayını reddetti. Sözleşme bende kaldı.”

Yazdığı mektupta işte böyle söylüyor büyük yazar. “Ne yayıncılar varmış,” demeyin, kim bilir biz de ne Joyce’ları reddediyoruz. Reddetmeye d edevam edeceğiz sanırım. Şimdiden onlardan özür diliyoruz. Yapacak bir şey yok. Bu arada, Joyce’un karısına yazdığı akıl almaz mektuplara burada yer vermiyoruz, özel hayatına karışmıyoruz.

 

Tanrılar ve Köpekler - Jack London

Jerry adında bir İrlanda teriyerinin başınan geçenleri bir bir okuyoruz bu romanda. Beyaz adamın köle ticaretiyle uğraştığı dönemelrde, Jerry’nin sürekli sahip değiştirmesi bir çok şeyi alt üst ediyor. Jerry her değişimde yeni bir karaktere bürünüyor ve sahiplerini de peşinden sürüklüyor. Beyaz adamın “Tanrı” siyah adamın ise “Köpek” olduğu zamanlarda Jerry, çektiği büyük acılarla “Köpek”lerin arasında yer buluyor kendine. Jack Lonodn anlatısının eşsizliğiyle sunulan dönem eleştirisi, Tanrılar ve Köpekler’in merkezinin oluşmasında en büyük etkenlerden biri. 

 

Sayfa :1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10